Menu
A+ A A-

Deprecated: Non-static method JApplicationSite::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/u7326634/okubakim.com/templates/gk_news/lib/framework/helper.layout.php on line 181

Deprecated: Non-static method JApplicationCms::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/u7326634/okubakim.com/libraries/cms/application/site.php on line 272

ABD'de İslamiyet'in Tarihi ve İlk Müslümanlar

abd islamiyet2 milyon 600 bin Müslüman ve 2.106 Caminin bulunduğu ABD’de resmi olarak bilinen en eski müslümanlar Osmanlılar ve Afrikalı Kölelerdi.

 

Endülüs Müslümanlarının Amerika kıtasına Columbus’tan önce uğradıklarını iddia edilsede bu konuda resmi olarak bir kayıt bulunmamakta.

1880’lerden 1914 yılına kadar binlerce Müslüman, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ve Güney Asya kesimlerinden ABD’ye göç etti. Kendilerine özgü bir yapılanma oluşturmayan söz konusu Müslümanların çoğu topluma ayak uydurdu.

Afrika’dan Amerika sömürgesine getirilen kölelerin çoğu da Müslümandı. Müslüman Afrikalı kölelerin oranının yüzde 15 ila yüzde 30 arası olduğu tahmin ediliyor.

ABD’deki Müslüman nüfusu, bir zamanlar az olsa da, 20. yüzyılda büyük ölçüde artış kaydetti. Söz konusu artışın büyük bölümünün artan göçmenlik, din değiştirme ve nispeten yüksek doğum oranından kaynaklandığı ileri sürülüyor.

Önceki yirmi yıl içerisindeki herhangi bir yıla nazaran 2005 yılında, İslami ülkelerden gelen daha fazla sayıda insan yasal kalıcı oturum izni olan ABD sakinleri haline geldiler. Söz konusu rakamın yaklaşık olarak 96.000 olduğu tahmin ediliyor. 2009 yılında ise, 115.000’den fazla Müslüman ABD’nin yasal oturma izni aldı.

Çeşitli sosyal çevrelerden gelen Müslüman Amerikalılar, 2009 yılında yapılmış olan bir Gallup anketine göre ABD’deki ırkça en çeşitlilik arz eden dini gruplardan biri.

Doğma büyüme Amerikalı Müslüman Amerikalılar daha çok, toplam Müslüman nüfusunda yaklaşık dörtte birlik paya sahip olan, Afro Amerikalılardan oluşuyorlar. Söz konusu kişilerin çoğunluğu son yetmiş yıl içinde İslam dinine geçti.

Hapishanelerde ve geniş kırsal bölgelerde din değiştirerek İslam dininin benimsenmesi de Müslüman nüfusun artmasına yıllar içinde katkıda bulunmuş oldu. Büyük ölçüde Arap ve Güney Asya kökenli göçmen topluluklar bu konuda çoğunluğu oluşturuyorlar.

Şimdiki adı ile Güney Amerika’ya gelen ilk Müslümanların ülkeye geliş tarihleri bilinmiyor.

İlk Müslümanların bölgeye Christopher Columbus’tan önce uğradıkları yönünde yaygın teoriler bulunuyor.

Minnesota Üniversitesi tarih profesörlerinden Caesar E. Farah, Amerika’da İslam tarihinin, kıtanın Avrupalılar tarafından fethedilmesini daha erken bir tarihe almış olduğunu söylüyor. “Bazıları Endülüs Müslümanlarının Amerika kıtasına Columbus’tan önce uğradıklarını iddia ediyor. Bazı diğer iddialara göre de Batı Afrika’nın Müslüman hükümdarlıklarından gelen maceraperest kişiler Karayipler’e ayak bastılar. Hatta, Portekizli ve İspanyol kaşiflere açık denizlere yabancı olmayan Endülüs Müslümanı denizcilerin önderlik ettikleri iddia ediliyor. Söz konusu kaşiflerin bazılarının Moriskolar diye tabir edilen, Hristiyanmış gibi davranan İspanyol Müslümanlar oldukları söyleniyor. Ayrıca Ribat ve Fas’taki Endülüs Müslüman göçmenleri Karayiplerdeki İspanyol ve Portekiz donanmalarıyla olan savaşa öncülük ettiler.”

Resmi kayıtlara göre ABD’ye gelen ilk Müslüman'ın adı Estevanico

ABD’de İslam’ın tarihi iki önemli döneme ayrılabilir; İslam inancının bazı bireysel üyeleri sömürgecilik döneminde ABD’ye gelmiş ya da ABD’de yaşamış olsalar da, söz konusu dönemlerden birinin I. Dünya Savaşı sonrasındaki dönem, diğerinin ise son birkaç on yıllık dönem olduğu belirtiliyor.

Afrika’da doğup şimdiki ABD’ye gelen ilk Müslüman olarak tarihi kayıtlarda Estevanico isimli kişinin adı geçiyor. İspanyol İmparatorluğu için şimdiki isimleri ile Arizona ve New Mexico eyaletlerini keşfeden Estevanico yerli bir etnik grup olan Berber kökenine sahip. Bir Müslüman olarak yetiştirilen Estavanico’nun dini kölelik altında Katolik olarak değiştirildi.

İslam üzerine Amerikan görüşleri, 1776 yılında Pennsylvania’nın eyalet kanunlarının taslaklarının hazırlığı süresince dini özgürlüğe dair tarışmalara etki etti. Meşrutiyetçiler dini hoşgörüyü desteklerken, Meşrutiyet karşıtları eyaletin rejimine ilişkin Protestan değerlerinin esas alınması yönünde çağrıda bulundular.

Sonuçta ilk grup galip gelerek, yeni eyalat anayasasına dini serbestlik maddesini eklediler.

İslama dair Amerikan görüşü Avrupa’nın olumlu aydınlanma hareketinin yanı sıra İslam’ın Cumhuriyetçilik ilkesine ve Hristiyanlığa bir tehdit olduğu yününde uyarıda bulunan Avrupalılardan da etkilendi.

Amerikan İhtilali Savaşı dahilindeki Bunker Hill Savaşı’nda mücadele eden bir köle olan Peter Salem hakkında, kulağa İslami gibi gelen ismi dolayısıyla, Müslüman bağlantıları olduğu yönünde yorumlar yapılıyor.

Arapçada “huzurlu insan” anlamına gelen “Saleem”(Salim) ayrıca yine Arapça bir kelime olan “salam”(selam) kelimesi ile bağlantılı. Salem ismi İbranice bir kelime olan “shalom”(barış) ile de benzerlik gösteriyor.

Peter Salem’in ismine ilişkin diğer bir teori ise Salem’in ya da ailesinin Massachusetts, Salem’den oldukları yönünde.

Amerikan İhtilali’nin İslami isimlere sahip diğer askerleri arasında Salem Poor, Yusuf Ben Ali, Bampett Muhamed, Francis Saba ve Joseph Saba bulunuyor.

1785 ila 1815 yılları arasında yüzden fazla Amerikan denizcisi fidye amaçlı Cezayir’de tutsak bulunuyordu. Denizcilerin birçoğunun tecrübelerinden yola çıkarak kaleme aldıkları hikayeler doğrultusunda Amerikalıların çoğu Orta Doğu ve Müslümanlığa ilişkin büyük ölçüde olumsuz olmak üzere ilk görüşlerini oluşturmuş oldular.

Nihayetinde Başkanlar Jefferson ve Madison korsanlara karşı bir donanma göndererek 1815 yılında korsan tehdidine son verdiler.

Royall Tyler 1797 yılında, köle ticaretinde çalışan bir Amerikalı doktorun sonrasında Berberi korsanlar tarafından köleleştirilmesini anlatan Cezayirli Tutsak(The Algerian Captive) isminde bir roman yazdı.

Şimdiki Gine’nin başkenti Konakry’nin o dönemki ismi olan Timbo, Futa-Jallonlu Fula Müslümanlarından Bilali (Ben Ali) Muhammed 1803 yıllarında Sapelo Island’a geldi.

Muhammed, köle olduğu dönemde, kendi alanındaki yaklaşık seksen Müslüman erkekten oluşan bir köle topluluğa dini liderlik ve imamlık yaptı.

1812 Savaşı sırasında Muhammed ve liderliği altındaki seksen Müslüman erkek, efendilerinin Sapelo Island mülkiyetini bir İngiliz saldırısından korudular.

Muhammed’in bir fes ve kaftan giydiği, Müslüman bayramlarını kutladığı, düzenli olarak beş vakit namaz kıldığı ve Ramazan ayı boyunca oruç tuttuğu  biliniyor.

1829 yılında Bilali Muhammed İslami inançlar, abdestin kuralları, sabah duası ve ezanlar üzerine on üç sayfalık bir Arapça Risale kaleme aldı. Bilali Belgesi(Bilali Document) olarak bilinen risale şu anda Atina’daki Georgia Üniversitesi’nde muhafaza ediliyor.

İç Savaş Sırasında Müslümanlar da Cephede Savaştı

Amerikan İç Savaşı boyunca ABD ordusunda Müslümanların da yer aldıkları belirtiliyor.

Önceki zamanlarda bir Arap sahibin kölesi olan Nicholas Said olarak da bilinen Muhammed Ali ibn Said 1860 yılında ABD’ye gelerek Detroit eyaletinde öğretmen olarak çalışmaya başaldı. 1863 yılında ABD ordusunun 55. Massachusetts Alayı’na kaydolan Said orduda çavuş rütbesine kadar yükseldi. Said daha sonrasında gönderildiği bir sağlık bölümünde ise tıp alanında bilgi sahibi oldu. Ordu kayıtlarına göre Said 1882 yılında Tennessee, Brownsville’de hayatını kaybetti.

Amerikan İç Savaşı’na katılmış olan bir başka Müslüman asker olan Afrikalı Max Hassan ise orduda yük taşıma görevini üstlendi.

Hacı Ali (Hajj Ali) isimli Müslüman ise Arizona ve California’da deve yetiştirmesi için 1856 yılında ABD Süvarisi tarafından işe alındı. Sonrasında Arizona’da maden arayıcısı olan Hacı Ali 1903 yılında vefat etti.

Amerikan İç Savaşı boyunca Kuzey’in “yakıp yıkma politikası” kiliseleri, çiftlikleri, okulları, kütüphaneleri, üniversiteleri ve diğer mülklerin büyük bir kısmını yok etti.

Alabama Üniversitesi’ndeki kütüphaneler, kütüphane binalarının molozları arasından bir kitap kurtarmayı başardılar.

Federal birliklerin üniversitenin yıkılması emri ile kampüse geldiği 4 Nisan sabahı modern diller profesörü ve kütüphane sorumlusu olan Andre Deloffre Güney’in en iyi kütüphanelerinden biri olarak nitelendirdiği kütüphaneye kıymaması yönünde birlik komutanına çağrıda bulundu.

Komutan bu çağrı üzerine General Croxton’ın Alabama, Tuscaloosa’daki merkezine bir ulak göndererek kütüphanenin yıkılmaması yönünde bir rica iletti. Generalin cevabı “hayır” oldu.

Komutanın durumun hatırına seçilecek bir cilt kitabı koruyacağını söylemiş olduğu belirtiliyor. Söz konusu kitap Kuran’ın nadir bir kopyası idi.

Tarihçiler tarafından 1888 yılında İslam dinine geçen ilk Anglo-Amerikan olarak kabul edilen Alexander Russel Webb, 1893 yılında ilk Dünya Dinleri Parlamentosu’nda İslam’ı temsil eden tek kişi idi.  

ABD'de Dini Özgürlüğün Gelişimi

1776 yılında John Adams, içerisinde “gerçeği arayıp soran ağırbaşlı biri” olarak övgüde bulunduğu İslam dini peygamberi Hz. Muhammed’in yanı sıra Konfüçyüs, Zerdüşt, Sokrates ve diğer düşünürlere yer verdiği Rejime Dair Düşünceler(Thoughts on Government)’i yayınladı.

1785 yılında George Washington özel mülkü olan Mount Vernon’da çalıştırmak üzere, her ülkeden ya da dinden insanın yanı sıra, eğer ki “iyi işçiler ise”  Müslümanları da işe almaya istekli olduğunu açıkladı. Fakat hiç kimseyi işe almayan Washington’ın bu açıklaması, dolayısıyla etki yaratmak adına yapılmış bir açıklama olarak nitelendiriliyor.

1790 yılında Güney Carolina yasama organı Moors Sundry Act isimli Faslılar için özel bir yasal statü getiren bir kanunu onayladı.

1797 yılında ABD 2. Başkanı John Adams ABD’nin Müslümanların yasalarına, dinine ve huzuruna karşı düşmanca bir yapısı olmadığını ilan eden Treaty of Tripoli isimli anlaşmayı imzaladı.

Philadelphia’da dini mezhebe bağlı olmayan bir kilise oluşturulmasına yardımcı olan ABD 6. Başkanı Benjamin Franklin, “Müslümanlığı yayması amacıyla İstanbul’un Müftüsü dahi gönderilse, hizmeti için kendisine bir kürsü bulabilir,” ifadesini kullanarak kilisenin bağnazlık karşıtı tabiatını vurgulamıştı.

Benjamin Franklin 1791 yılında yayınlanan otobiyografisinde tüm dinlerin mensuplarının barındırılması amacıyla tasarlanmış olan Pennsylvania’daki bir kiliseyi uygun bulduğunu vurguladı.

Amerika’daki Müslümanların dini özgürlüğünü savunan ABD 3. Başkanı Thomas Jefferson, Virginia’daki dini özgürlük hareketine ilişkin yazısında Müslümanlardan açıkça bahsetti.

Afrikalı Kölelerin %15'inden azı Müslümandı

Afrika’dan Amerika sömürgesine getirilen kölelerin çoğunluğu Müslümandı. 1800 yılı itibari ile 500.000 Afrikalı sonradan ABD olarak adlandırılan yere varış yaptı.

Tarihçiler köleleştirilen tüm Afrikalı erkeklerin yüzde 15 ila 30’unun ve köleleştirilen Afrikalı kadınların yüzde 15’inden azının Müslüman oldukları tahmininde bulunuyorlar. Söz konusu köle Müslümanların “dayanıklılıkları, azimleri ve eğitimleri” ile yurttaşlarından farklı oldukları belirtiliyor.

Kuzey Amerika’ya getirilen kölelerin tahminen yüzde 50’sinden fazlasının İslam’ın en azından bir azınlık nüfus tarafından benimsendiği bölgelerden oldukları düşünülüyor. Dolayısıyla İslam’dan etkilenen bölgelerden gelen kölelerin sayısının 200.000’den az olmadığı düşünülüyor.

Ayrıca azımsanmayacak kadar bir rakamın Müslüman nüfustan kurulu bir bölge olan Senagal Gambiya Konfederasyonu kökenli olduğu belirtiliyor.

New York Üniversitesi Tarih ve Orta Doğu ve İslami Çalışmalar profesörü Michael A. Gomez kesin bir tahminde bulunmamakla birlikte Müslüman kölelerin sayısının binlerce olduğunu söylüyor.

Gomez ayrıca çok sayıda Müslüman olmayan kölenin dini propaganda eylemlerine bağlı olarak bazı İslam öğretileri ile tanışmış olduklarını belirtiyor.

Tarihi kayıtlar ayrıca birçok köle Müslümanın Arap dilini konuştuğunu işaret ediyor. Söz konusu kölelerin hatta bazılarının otobiyografi gibi kaynaklar ve Kuran’a dair açıklamalar oluşturmuş oldukları söyleniyor.

Yeni gelen Müslüman kölelerin bir kısmı ortak ibadetleri için bir araya gelirken, bazılarına ise efendileri tarafından özel ibadet alanı tahsis ediliyordu.

En iyi bilinen kayıtlı iki Müslüman köle Ayuba Suleiman Diallo ve Omar Ibn Said idi.

Amerika’ya 1731 yılında getirilen Suleiman, 1734 yılında Afrika’ya döndü. Çoğu Müslüman köle gibi Suleiman da dini ritüellerini yerine getirirken çoğu zaman engellerle karşılaştı ve nihayetinde efendisi tarafından Suleiman’a ibadetleri için özel bir mekan tahsis edildi.

Tahminen 1770 ila 1864 yılları arasında yaşadığı düşünülen Omar Ibn Said Kuzey Carolina’daki bir sömürge alanında yaşadı. Şimdiki adı Senegal olan Futa Toora isimli hükümdarlıkta doğan Said  1807 yılında, ABD’nin dışarıdan köle alınmasını durdurmasının bir ay öncesinde, Amerika’ya geldi.

Bir yazar ve İslam bilgini olan Said’in çalışmaları arasında Lords Prayer(Tanrının Duacısı), the Bismillah, this is How You Pray(işte Böyle İbadet Edilir), the 23rd Psalm(23. İlahi), Kuran’a ilişkin yazılar ve bir otobiyografi bulunuyor.

Said son bilinen yazısını 1857 yılında Kuran’ın 110. Suresine ilişkin yazdı.

1819 yılında efendisi James Owen’dan İncil’in bir Arapça çevirisini alan Said, 1820 yılında Hristiyanlığa geçti.

Bazı alimler Said’in, Hz. Muhammed’e olan bağlılığına dayanarak, yine de Müslümanlık öğretilerini icra eden biri olmaya devam etmiş olduğuna inanıyorlar.

Müslümanların göçü Yemenlilerin ve Türklerin ülkeye varması ile başladı

Müslümanların ABD’ye küçük çaplı göçleri, Yemenlilerin ve Türklerin ülkeye varması ile 1840 yılında başladı ve I. Dünya Savaşı’na kadar devam etti.

Göçmenlerin çoğu Osmanlı İmparatorluğu’nun Arap bölgelerinden ABD’ye para kazanma ve sonrasında anavatanlarına dönme amacıyla geldiler. Fakat 19. yüzyıl Amerika’sındaki iktisadi zorluklar göçmenlerin işlerinin rast gitmesine engel oldu, bu durumun sonucu olarak söz konusu göçmenler ABD’ye kalıcı olarak yerleştiler. Bu göçmenler başlıca olarak Michigan, Dearborn; Massachusetts, Quincy ve Kuzey Dakota, Ross bölgelerine yerleştiler.

Kuzey Dakota, Ross bölgesinin ilk cami ve Müslüman mezarlığının oluşturulduğu yer olduğu fakat bu yerlerin 1970’lerin ortasında terk edildiği ve sonrasında yıkıldığı söyleniyor. 2005 yılında söz konusu yerde yeni bir cami inşa edildi.

1906 yılında Illinois, Chicago’daki Bosnalı Müslümanlar Džemijetul Hajrije(Yardımlaşma Derneği) şeklinde adlandırılan, Bosnalı Müslümanlara yönelik bir sosyal hizmet derneği başlattılar. Bu derneğin ABD’deki en uzun süre ayakta kalan Müslüman topluluğu birliği olduğu belirtiliyor. Bosna kahvehanelerinde buluşan üyeler nihayetinde Bosnalı alim Kamil Avdich yönetiminde hazırlanmış ders programı ve kitaplarının izlendiği ilk İslami Pazar Okulu’nu açtılar.

Polonya’nın Podlasie bölgesinden olan Lipka Tatarları göçmenleri 1907 yılında New York’ta ilk Müslüman organizasyonu olarak nitelendirilen Amerikan Müslümanları Cemiyeti’ni (the American Mohammedan Society) kurdular.

1915 yılında Arnavut Müslümanlar tarafından Maine, Biddeford’da, ilk Amerikan camisi olduğu düşünülen bir cami kuruldu. Halen söz konusu yerde bir Müslüman mezarlığının olduğu belirtiliyor.

1920 yılında bir Hint asıllı Ahmediye mezhebi Müslümanı misyoneri tarafından İlk İslami misyoner merkezi kuruldu. 1921 yılında ise Al-Sadiq Cami’si kuruldu.

1934 yılında Iowa, Cedar Rapids’de özellikle bir cami olmak üzere ilk bina inşa edildi.

1945 yılında ABD’deki en geniş çaplı Arap-Amerikalılara ev sahipliği yapan Michigan, Dearborn’da bir cami oluşturuldu.

ABD’ye göç eden Çinli Müslümanlar diğer yabancı Müslüman toplulukları ile entegre olmak yerine Çinli topluluklar arasında yaşamayı tercih ettiler.

En meşhur Çinli Amerikalı Müslümanların California, Los Angeles’a yerleşen Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Devrim Ordusu Generalleri Ma Hongkui ve oğlu Ma Dunjing olduğu belirtiliyor.

Çinli Müslüman General Bai Chongxi’nin oğlu Pai Hsien-yung da California, Santa Barbara’da yaşayan  Çinli Müslüman bir yazar.

Siyahi Müslüman hareketi

20. yüzyılın ilk yarısı boyunca, az sayıda Afro Amerikalı İslami ve “Siyahi üstüncü” öğretilerine dayanan gruplar oluşturdu. Oluşturulan grupların ilki 1913 yılında Timothy Drew(Drew Ali) tarafından kurulan Fas’a Ait Amerika Bilim Tapınağı(Moorish Science Temple of America) idi.

Drew Siyahi insanların Fas kökenine dahil oldukları fakat ırk ayrımcılığı ve kölelik yolu ile Müslüman kimliklerinin kendilerinden alındığı yönünde dersler vererek, İslam’a dönülmesini savundu.

1930 yılında Wallace Fard Muhammed tarafından kurulan İslam Ulusu(Nation of Islam-NOI) en büyük dini hareket organizasyonu olarak adlandırılyordu. Fakat organizasyon “Siyahi üstünlük” ilkesini destekleyip, beyaz insanları “şeytanlar” diye yaftalayarak İslam’ın farklı bir biçimini öğretileri arasına almış oldu.

Fard’ın NOI’nin temellerine dayanan üç ana ilkesi bulunuyor: “Allah Tanrı’dır, beyaz adam şeytandır ve Asyalı Siyahi İnsanlar diye bahsedilen “Zenciler” dünyanın seçkin tabakasıdır.”

1934 yılında NOI’nin lideri olan Elijah Muhammed, Fard’ın Tanrı’nın vücut bulduğu insan olduğunu söyleyerek, Wallaca Fard’ı adeta ilahlaştırdı.

Elijah’nın mesajı Beyaz Amerikalılar arasında her ne kadar büyük endişelere neden olmuş olsa da, mesaj Siyahlar arasında etkili olmuştu.

NOI’ye katılan en ünlü kişiler arasında boksör Muhammed Ali ve medyada NOI’nin yüzü olan Malcolm X bulunuyordu.

NOI’nin en etkileyici liderlerinden olan Malcolm X, siyahların beyazlardan tamamen ayrılmasını savundu.

Daha sonra NOI’den ayrılan Malcolm X, kendi şahsi ulusal siyahi hareketini oluşturdu ve Sünni İslam dinine geçerek kutsal Mekke ziyaretini yaptı.

Malcolm X, Sünni İslam’a doğru Afro Amerikalılar arasında bir hareket başlatan ilk insan olarak görülüyor.

Elijah Muhammed’in ölümünün ardından yerine oğlu Warith Deen Muhammed geçti. Muhammed babasının “Fard Muhammed’in kutsallığı” gibi birçok öğretisini reddetti ve “beyaz adamı” da Tanrı’ya ibadet eden kişiler olarak kabul etti.

Muhammed, organizasyonun yönetimine geçmesi ile birlikte derhal yeni reformlar getirdi.

Batıdaki İslami Dünya Topluluğu(World Community of al-Islam in the West) olarak değiştirilen organizasyonun adı daha sonra ise Müslümanların Amerikan Cemiyeti(American Society of Muslims) yapıldı.

Warith Deen Muhammed’in o dönemde yaklaşık 200.000 taraftarı olduğu tahmin ediliyor.

Warith Deen Muhammed geleneksel Sünni İslam’a dayanan öğretiler getirdi. Tapınaklardaki sandalyeleri kaldıran Muhammed tapınaklarda ve camilerde İslam’da ne şekilde ibadet edildiğini, Ramazan boyunca oruç tutulmasını ve Mekke kutsal ziyaretinin(hac ibadetinin) yerine getirilmesini öğretti.

Binlerce kişinin geleneksel İslam’a geçmesi ile 21. yüzyılın en büyük din değiştirmesine sahne olundu.

Az sayıda Siyahi Müslüman İmam Muhammed’in getirdiği yeni reformları kabul etmedi.

Bu sırada, organizasyonla ilişkisini kesen Louis Farrakhan özgün Fardian öğretilerine dayanacak şekilde NOI’yi yeniden kurarak NOI’nin lideri oldu.

Bugün itibari ile organizasyonun en az 20.000 üyesi olduğu tahmin ediliyor. Yine de grup günümüzde Afro Amerikalılar üzerinde büyük bir etkiye sahip.

Afro Amerikalıların sivil haklarına ilişkin en önemli modern etkinliklerden biri olarak kabul edilen Million Man March’ın ilki 1995 yılında Washington’da gerçekleştirildi. Etkinliğin ikincisi ise ilkine göre daha küçük çapta fakat sadece Afro Amerikalı insanların yerine diğer kişileri de kucaklayan bir şekilde, 2000 yılında  gerçekleştirildi. Grup kültürel ve akademik eğitimi, ekonomik bağımsızlığı, kişisel ve sosyal sorumluluğu destekliyor.

Beyaz karşıtı, Hristiyanlık karşıtı ve Yahudi aleyhtarı öğretileri yüzünden büyük ölçüde eleştirilere maruz kalan Nation of Islam, Southern Poverty Law Center isimli kamu yararına çalışan hukuk firması tarafından bir “nefret grubu” olarak kaydedildi.

ABD'deki Müslüman Sayısına Dair Veriler Çelişiyor

ABD Nüfus Dairesi dini kimliğe dair veri toplamıyor.

Çeşitli enstitüler ve organizasyonlar ABD’deki Müslüman sayısına ilişkin geniş oranda değişiklik gösteren tahminlerde bulunuyorlar. "Estimating the Muslim Population in the United States"(ABD’deki Müslüman Nüfusunun Tahmini)isimli eserin yazarı Tom W. Smith, 2001 yılına dek olan beş yıllık bir dönem zarfında yirmi tahmini incelediğini ve hiçbirinin bilimsel ya da net bir metodolojiye dayanmadığını belirtti. Tüm tahminlerin muhtemelen iddia olarak nitelendirilebileceklerini belirten Smith, tahminlerin dokuzunun Islamic Society of North America(Kuzey Amerika İslami Cemiyeti), the Muslim Student Association(Müslüman Öğrenci Birliği), the Council on American-Islamic Relations(Amerikan-İslami İlişkiler Asamblesi), the American Muslim Council(Müslüman Amerikan Asamblesi), the Harvard Islamic Society(Harvard İslami Cemiyeti) gibi Müslüman organizasyonlardan ya da belirsiz “Müslüman kaynaklardan” geldiğini söyledi. Smith, söz konusu kaynakların hiçbirinin belirledikleri rakamlara ilişkin bir dayanak sunmadıklarını da ekledi.

Bazı iddialara göre ABD’deki Müslümanlara ilişkin hiç bilimsel sayım yapılmadı. Bazı haberciler nüfusa ilişkin açıklanan yüksek rakamların siyasi amaçlarla şişirildiğini iddia ediyorlar.

ABD'deki Müslümanların %72'si Dindar

2007 yılındaki bir dini anketin sonucunda Müslümanların yüzde 72’sinin dinin çok önemli bir olgu olduğunu düşündükleri ortaya kondu. Aynı düşüncenin ABD’deki toplam nüfustaki oranı ise yüzde 59 olarak kaydedildi.

Sonradan İslam’ı benimseyen Müslümanların yüzde 23’ü doğma büyüme Amerikalı. İslam dinine geçen kişilerin toplamda ise yüzde 59’u Afro Amerikalı ve yüzde 34’ü beyaz.

Dinlerini değiştiren kişilerin yüzde 67’sinin önceki dininin Protestanlık, yüzde 10’unun önceki dininin Katoliklik olduğu ve yüzde 15’inin ise önceden bir dinin mensubu olmadığı belirtiliyor.

ABD’de 1.209 adet cami olduğu ve ülkedeki en büyük caminin Michigan, Dearborn’daki Islamic Center of America(Amerika İslami Merkezi) isimli cami olduğu belirtiliyor. Söz konusu cami çoğunluk itibari ile Şii mezhebi Müslümanlarına hitap ediyor olsa da tüm Müslümanlar bu camiye katılım gösterebiliyorlar.

Cami bölgedeki artan Müslüman nüfusu sebebiyle 3000’den fazla kişiye yer açabilmek amacıyla 2005 yılında tekrar inşa edildi.

Müslümanların yaklaşık yüzde 50’sinin Sünnilerden, yüzde 16’sının Şiilerden oluştuğu, yüzde 22’sinin herhangi bir mezhebe dahil olmadığı ve yüzde 16’sının ise mensubiyetlerini diğer olarak belirttikleri ya da konuya ilişkin herhangi bir cevap vermedikleri belirtiliyor.

Arap soyundan gelen Müslümanların yüzde 56’sı Sünni, yüzde 19’u ise Şii.

Bangladeşlilerin yüzde 90’ı, Pakistanlıların yüzde 72’si ve Hintlilerin yüzde 82’si Sünni iken İranlıların yüzde 91’i ise Şii.

Afro Amerikalı Müslümanların yüzde 48’i Sünni, yüzde 34’ü ise herhangi bir mezhebe bağlı olmamakla birlikte çoğunluğu W. Deen Muhammed’in grubunun parçaları, yüzde 16’sı diğer olmakla birlikte çoğunluğu Nation of Islam ve Ahmediye mezhebine dahil, yüzde 2’si ise Şii.

Birçok bölgede, camiler bölgedeki en geniş göçmen gruba bağlı olarak şekilleniyor. Bazen Cuma hutbeleri İngilizcenin yanı sıra Urdu, Bengal ya da Arapça dillerinde okunuyor.

Günümüzde çok sayıda camide denizaşırı ülkelerden göç eden ve ilahiyat fakültelerinden belgeleri olan imamlar hizmet veriyor.

ABD'deki Müslüman Nüfusun Eğitim Seviyesi Yüksek

Genel algıya karşın Müslümanların ABD’deki durumları oldukça iyi.

ABD’deki Güney Asyalılar arasında, geniş bir Pakistanlı Amerikalı topluluk iyi eğitimli ve başarılı olmaları ile öne çıkıyor. Hatta bu grup eğitim ve gelir seviyeleri ile aynı zamanda ABD doğumlu beyazları da geride bırakıyor. Çoğu profesyonel, özellikle doktor, bilim adamı, mühendis ve finansal analist olan söz konusu grup arasında çok sayıda girişimci de bulunuyor. ABD’de Pakistan kökenine dahil 15.000’den fazla doktor çalışıyor. Ayrıca binlerce Pakistanlı Amerikalı milyonerin olduğu belirtiliyor.

Göçmen Müslümanların yüzde 45’i yıllık hane halkı gelirlerini 50.000 dolar ya da üzerinde olarak açıklıyor. ABD yıllık hane halkı geliri ulusal ortalaması ise yüzde 44 civarında.

Yüzde 19’unun yıllık hane halkı gelirlerinin 100.000 dolar ya da üzerinde olduğu belirtilen göçmen Müslümanların böylece yüksek gelir sahibi kesim arasında da iyi bir temsil oranına sahip oldukları görülüyor.

Söz konusu durumun Müslümanların profesyonel, yönetimsel alanlarda; özellikle bilgi teknolojilerinde olmak üzere teknik alanlarda ve eğitim, tıp, hukuk alanlarındaki güçlü yoğunlaşmalarından ileri geldiği belirtiliyor.

ABD'de  2.106 Cami Var

2011 yılında ABD’deki camilerin sayısı 2.106 idi.

İçerisinde en çok cami barındıran ilk beş eyaletin sıralaması ise şu şekilde: 257 cami ile New York birinci sırada; 246 cami ile California ikinci sırada; 166 cami ile Teksas üçüncü sırada; 118 cami ile Florida üçüncü sırada bulunurken, 109’ar cami ile Illinois ve New Jersey son sırayı paylaşıyorlar.

Cami inşaatları 1920lerde ve 1930larda hız kazandı ve 1952 itibari ile ABD’de 20’den fazla cami bulunuyordu.

ABD’deki ilk caminin 1915 yılında inşa edilmiş olmasına rağmen ülkede 1960lara kadar nispeten az sayıda cami kuruldu.

Faith Communities Today’in (FACT) araştırmasına göre ABD’deki camilerin yüzde 87’si son otuz yıl içerisinde kuruldu.

11 Eylül 2001 Saldırıları Sonrasında Müslüman Amerikalıların Yaşamı

11 Eylül 2001 saldırılarından sonra Amerika’da özellikle Orta Doğu’dan ve Güney Asya’dan gelen Müslümanlara yönelik işlenen nefret suçlarında bir artış yaşandı.

Journal of Applied Social Psychology(Uygulamalı Sosyal Psikoloji Dergisi) isimli aylık bir psikoloji dergisinde yayınlanan bir haberde Amerika’daki Müslüman karşıtı saldırıların sayısının, 2001 yılında 11 Eylül’ü takiben, 354’ten 1.501’e çıktığına dikkat çekildi.

 Aynı yıl Arab American Institute(Arap Amerikan Enstitüsü) ayrımcılık ve özel mülklerin tahrip edilmesinden saldırı tehditlerine kadar uzanan ve bazıları ölümle sonuçlanan Müslüman karşıtı nefret suçlarında artış yaşandığını ortaya koydu.

2007 yılında düzenlenen bir anket sonucuna göre, Amerikalı Müslümanların yüzde 53’ü 11 Eylül saldırılarından sonra ABD’de Müslüman olmanın daha da zor hale geldiğini belirtti.

Amerikalı Müslümanlara karşılaştıkları en önemli problemin ne olduğu sorulduğu vakit yüzde 19’luk kesim ayrımcılık, yüzde 15’lik kesim bir terörist gibi algılanmak, yüzde 13’lük kesim kamunun İslam’a yönelik bilgi eksikliği, yüzde 12’lik kesim ise aynı kalıba sokulmak olarak cevap verdi.

Ankete katılan Amerikalı Müslümanların yüzde 76’sı dünya çapındaki İslami aşırılığa ilişkin “çok” ya da “biraz” endişeli olduklarını belirtirken, yüzde 61’lik kesim ise İslami aşırılığın ABD’de oluşma ihtimaline ilişkin benzer bir endişeyi paylaştıklarını belirttiler.

Türban takan Müslüman kadınların az sayıda olayda da olsa rahatsız edildikleri belirtiliyor.

Söz konusu durumun bazı Müslüman kadınların evden çıkmamayı tercih etmesine neden olduğu söyleniyor.

2009 Kasım ayında dört kız çocuğu annesi olan Amal Abusumayah isimli bir kadın alışveriş yaptığı bir esnada türbanından dolayı aşağılayıcı yorumlar aldı.

2006 yılında ise Californialı bir kadın çocuğunu okula götürürken vurularak öldürüldü. Müslüman liderler ve başörtüsü taktığı belirtilen kadının akrabaları cinayetin dini amaçlı işlendiğine inanıyorlar.

Amerikalı Müslümanların yüzde 51’i türban takan kadınlara karşı olumsuz tavır sergileneceği yönünde endişelerini belirtirken, Amerikalı Müslüman kadınların her zaman türban takan yüzde 44’ü de benzer endişelere sahip olduklarını belirtiyorlar.

ABD'deki Türk İbadethaneleri

Amerika Müslümanlar Birliği Fatih Camii

5911 8th Avenue

Brooklyn New York 11220

United States

718-438-6919

Bergen Diyanet Camii ve Kültür Merkezi

240 Knox Avenue ,

Cliffside Park, NJ 07010, USA

201-667-2381

Boston Selimiye Camii

105-A Oakland Ave.

Methuen Massachusetts 01844

United States

Telefon: 978-975-4593

Bristol Mevlana Camii

4800 Beaver Dam Rd 

Bristol Pennsylvania 19007

United States

215-788-7800

Chicago Muradiye Camii

21920 Lincoln Highway 

Lynwood Illinois 60411

United States

708-757-5390

Clifton Yeni Dünya Camii

391 Clifton Avenue 

Clifton New Jersey 07011

United States

973-478-7200

New Castle Aziziye Camii

104 Carson Dr 

Bear Delaware 19701

United States

302-544-4240

Osmaniye Camii 

63 Montauk Hwy 

Moriches New York 11955

United States

631-878-1322

Rochester Hamidiye Camii

853 Culver Road 

Rochester New York 14609

United States

585-482-3657

Süleymaniye Camii

459 Deer Park Ave

Dix Hills New York 11746

United States

631-351-5428

TurkihNY

yukarı çık