×

Uyarı

JUser: :_load: 43 kimlikli kullanıcı yüklenemiyor.
Menu
A+ A A-

Deprecated: Non-static method JApplicationSite::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/u7326634/okubakim.com/templates/gk_news/lib/framework/helper.layout.php on line 181

Deprecated: Non-static method JApplicationCms::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/u7326634/okubakim.com/libraries/cms/application/site.php on line 272

Dünya dışında yaşama doğru

  • Kategori Bilim
uzay -yasam.jpgAstronomlar kesin konuştu: En geç dört yıl içinde ikinci bir Dünya bulunacak!
Güneş Sistemi dışında gezegen keşifleri tüm hızıyla sürüyor. 2000 yılında 19 Güneş dışı gezegen tespit edilirken, rakam 2009’da 84’e tırmandı.


Astronomlar iddialı: En çok dört beş yıl içinde Dünya’ya çok benzeyen, üzerinde yaşam oluşabilecek veya oluşmuş bir gezegen bulunacak!

NASA ve ESA’ya bağlı pek çok astronom, Dünya gibi yaşamaya elverişli gezegenlerin evrende çok sayıda olduğu konusunda hemfikir. Üzerinde yaşam olabilecek ilk gezegenin keşfinin bir yıl içinde gerçekleşmesi de büyük olasılık olarak görülüyor.

Her yıl düzenlenen Amerikan Astronomi Birliği konferansında bilgi ve görüşlerini paylaşan astronomların hemen hepsi, uzay biliminde çok özel bir dönem yaşandığı ve uygarlığın başlangıcından bu yana insanın kafasını kurcalayan en önemli sorulardan birine çok yakında yanıt bulunacağı kanısında. Bu soru, evrende yalnız olup olmadığımız.


NASA bünyesindeki Ames Araştırma Enstitüsü Başkanı Simon Worden, evrende Dünya’nın dışında bir değil pek çok gezegende yaşam olduğundan emin. Worden’a göre böyle bir gezegen en çok dört beş yıl içinde bulunacak.

Chicago Eyalet Üniversitesi’nden Scott Gaudi de iddialı konuşuyor: “Hangi taşı kaldırsak altından bir gezegen çıkıyor. Hemen her uzay ortamında ve yerde çeşit çeşit gezegen var.”

Katolik Kilisesi de evrende başka hayatlar olma ihtimaline karşı heyetler kurup çalışmalara başlamış durumda. Kongreye Katolik Kilisesi’ni temsilen katılan, Vatikan Gözlemevi yöneticisi rahip Jose Funes, evrende insanoğlunun mevcudiyetinin anlamına ilişkin çok önemli bulgular olduğunu ve bunlar üzerinde düşünmek gerektiğini söylüyor.

Güneş dışı gezegen avında astronomların en büyük yardımcısı olan Kepler Uzay Teleskobu, Hubble’dan farklı olarak, özellikle gezegen aramak üzere tasarlandı. 2000’li yıllardan önce yılda biriki Güneş dışı gezegen bulunabilirken, bugün Kepler’in yardımıyla bu sayı ayda 7’ye yükseldi.

Kepler’in en önemli gereci olan ışık tarayıcı sayesinde, aynı anda 100 binden fazla yıldız taranabiliyor ve bunlardaki en ufak bir kararma tespit edilebiliyor. Yıldız ışığında meydana gelen geçici ve hafif kararma, çoğunlukla önünden geçen bir gezegenin varlığına işarete ediyor.

Ntvmsnbc
Devamını oku...

İnsanoğlunun sonumu geliyor ?

  • Kategori Bilim
sperm_bank1253078281.jpgEskiden mililitrede 120 milyon sperm varken, bu sayı yarı yarıya düştü. Yorumlar ise önümüzdeki 50 yıl içinde sperm hücresinin tamamen ortadan kalkacağı yönünde.

Çiftlerin çocuk sahibi olmalarının önünde birçok engel bulunuyor. Ancak bu engeller konusunda ne kadın ne de erkek suçlu.

Tüp bebekte hem erkekten, hem kadından kaynaklanan tıbbi nedenler olabildiği gibi, nedeni bilinmeyen durumlar da sözkonusu.

Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan Özveri, “Erkeklerdeki sperm oranı son 50 yılda yarı yarıya azaldı. Eskiden mililitrede 120 milyon sperm varken, bu sayı yarı yarıya düştü. Üstelik önümüzdeki 50 yıl içinde sperm hücresinin tamamen ortadan kalkacağına ilişkin yorumlar ve bunu destekleyen bilimsel çalışmalar var” dedi.

ERKEK VE KADIN AYRI AYRI DEĞERLENDİRİLİYOR
Bir çiftin çocuğu olmadığı zaman hem kadın hem erkek ayrı ayrı değerlendiriliyor. Tüp bebek tedavisi için başvuran çiftlerin üçte birinde sorunun erkekten kaynaklandığı görülüyor. Yüzde 20-30'unda sorun hem erkekte hem kadında oluyor. Dolayısıyla çiftlerin her ikisinin de değerlendirilmesi gerekiyor.

Bilindiği gibi sperm üretimi Y kromozomu sayesinde oluyor. Ancak Y kromozomunun zamanla kaybolacağına ilişkin iddilar var. Bazı genetik hastalıklar az da olsa buna neden oluyor. Y kromozomu bazı erkeklerde olmayabiliyor, üremeyi sağlayan genler siliniyor. Bu genler olmayınca da erkekte sperm üretim düzeneği bozuluyor. Bu durum tetkiklerle saptanabiliyor.

Bu duruma “Kromozomal Delesyon” (silinme) diyoruz. Yani, sperm üzerinde üremeyi kontrol eden genler kayboluyor, sperm üretilmiyor. Durum böyleyken dahi bunların bazı tiplerinde; testisten hücre aranarak özel bazı biyopsi yöntemleriyle kenarda, köşede kalmış 3-5 spermi bularak çiftleri çocuk sahibi yapmak mümkün. 20 yıl önce genetik hastalıkları nedeniyle evlat edinmeleri önerilen ve çocuk sahibi olamayacakları söylenen çiftlerin önemli kısmında, gelişmiş uygun teknolojik yöntemlerle sperm bulunarak çocuk sahibi olmaları sağlanıyor.

SPERM ÜRETİMİNİ BOZAN NEDENLER
İnmemiş Testis Üremeyi Etkiler
Erkeğin testisinin inmemiş olması, testisin kasıkta, karın, batın içinde kalması kalıcı hasarlara neden oluyor. Erkekte üreme fonksiyonunu bozan sorunlardan biri de bu. İnmemiş testis sorununun bir yaşına kadar çözülmesi gerekiyor. Zamanında çözümlenmezse, kalıcı hasar oluşturabiliyor, erkek üreme fonksiyonunu bozabiliyor.

Hormonal Yetersizlikler
Hipofizden salgılanan üreme hormonlarının yetersizliği de buna neden olabilir. Erkekte sperm üretimini bozduğu için üremede zorluk, hücre azalması oluşabilir. Erkekte üremeyi bozan önemli nedenler içinde varikosel denilen bir hastalık da yer alıyor. Erkek testisindeki toplardamarların varisleşmesi, üreme fonksiyonunu olumsuz yönde etkiliyor.

Erkek yumurtasında ısı artışı, testis için zararlı olarak tanımlanıyor;  kullanılmış atık maddelerin uzaklaştırılamaması testiste ısı ve basınç hareketine neden olarak sperm hareketliliğinin azalmasına yol açar.  Her varikoseli olanın çocuğu olmaz yaklaşımı doğru değildir. Varikosel cerrahi olarak tedavi edilebiliyor. Mikro cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesi ameliyatın başarısını artırıyor.

Belli merkezlerde yapılması gerekiyor. Bu ameliyat, varikoseli olan, sperm sayısı azalan, hareket bozukluğu olan çiftlerde yüzde 50-60 oranında iyileşme sağlayabiliyor. Varikoselin, muayenesi çok önemli ama oldukça da basit; anlaşılması kolay, zahmetsiz bir rahatsızlık. Tedavisi de günübirlik bir cerrahi işlem. Hastalar sabah ameliyat olup akşam evine gidebiliyor.

Kanal Tıkanıklıkları
Testiste üretim bozukluğu yok, ama kanallarda tıkanıklık olabilir, spermleri bu kanallar taşıdığından kanalların açılması gerekiyor. Kanal tıkanıklıklarının tedavisi daha kolay. Çünkü ana fabrikada üretim devam ediyor, kanalları açarak hücre aldıktan sonra tüp bebek tedavisi kolaylaşıyor.

Sigara Spermi Azaltıyor
Sigara içmek sperm sayısını belirgin olarak düşürüyor. Kişi üç ay sigarayı bırakınca inanılmaz artışlar olabiliyor. Sadece sigara bırakarak çocuk sahibi olan çiftler var. Uyuşturucu kullanımı, yoğun alkol alımı da spermi ciddi derecede bozuyor. Sperm hücresi 2,5-3 ay yaşayabildiği için, sigara bırakıldıktan sonra sperm üzerindeki etkileri de 3 ayda ortadan kalkıyor.

Kronik İlaç Kullanımı
Mide ülseri ve gastrit tedavisinde uzun süre kullanılan ilaçlar da üremeyi bozuyor. Miktarın azaltılması, alternatif ilaçlarla değiştirilmesi üreme fonksiyonunu düzeltebilecek müdahalelerdir.

Şüpheli Doğal Ürünler
Üreme sorunu yaşayan çiftler sık sık “doğal ürünlerle çocuk sahibi olabilir miyiz?” diye soruyorlar. Piyasada ve internet üzerinden satılan içeriği belli olmayan maddelerin kullanılması oldukça yanlış. Hastaların önce hekime danışmasında yarar var. Aksi takdirde bu ürünler zarar verebilir.


ntvmsnbc
Devamını oku...

Tarihi bilgileri değiştiren kafatası

kafatasi.jpgAfrika dışında bugüne kadar bulunan en eski insan iskeletleri bilim dünyasını heyecanlandırdı.
Gürcistan'da bulunan kafatası insanın atalarının Afrika'dan Avrasya'ya sanılandan 800 bin yıl önce göç ettiğini ortaya çıkardı.
Gürcistan’da topraktan çıkarılan kafatası ve iskeletler, modern insanın atası sayılan ilk insanların sanıldığından 800 bin yıl önce Afrika’dan göç etmeye başladığını gösteriyor.

Bilimcilerin Tiflis’e iki saat mesafedeki kazı alanında ortaya çıkardığı sekiz iskelet yaklaşık 1.8 milyon yaşında. Yeni bulgular ışığında evrim sürecinin tarihlerini gözden geçiren bilimciler, ilk insanların keşif amacıyla Afrika dışındaki bölgelere göç edip daha sonra Afrika’ya dönmüş olabileceğini belirtiyor.

İlk insanların modern insana evrilmesinin Afrika’da başladığı, bu sürecin geç aşamalarında ikinci bir göç dalgasıyla kıtayı terk ederek Orta Doğu üzerinden Avrupa’ya ve Doğu’ya yayıldıkları biliniyor. Bölgede bulunan kafataslarıy, çene kemikleri, kol ve bacak kemiği parçalarının, insanın atalarının, Afrika'dan Avrasya'ya daha önce sanılandan yaklaşık 800 bin yıl önce göç ettikleri ve tekrar Afrika'ya dönmeden önce burada uzun bir evrimsel süreç geçirdikleri fikrini verdiği kaydedildi.

İLK AVRUPALI HOMO ERECTUS
Gürcü bilim adamlarının keşfi, Guildford'daki İngiliz Bilim Festivalinde açıklanırken, Gürcistan Ulusal Müzesinin müdürü profesör David Lordkipanidze, iki erkek ve 3 kadının kalıntılarından oluşan fosillerin, modern insanın öncüsü homo erektusun ilk örnekleri olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Lordkipanidze, Dmanişi'de insan kalıntılarının yanında taştan aletler ve hayvan kemiklerinin bulunduğu, bunun, bu insanların eti yemek için hazırladıkları anlamına gelebileceğini kaydetti.

David Lordkipanidze, homininler adı verilen bu insanların, homo erektuslardan daha ilkel göründüğünü, beyinlerinin homo erektuslarınkinden yaklaşık yüzde 40 oranında daha küçük ve 1 metre 44 santimetre ile 1,5 metre arasındaki boylarının homo erektuslardan daha kısa olduğunu bildirdi.

Alet yapımı konusunda gelişmiş oldukları görülen, yüksek sosyal ve bilişsel kabiliyetlere sahip homininlerin bacaklarıyla kaval kemiklerinin, bugünün insanınkine çok benzediği ve bu ilk insanların iyi koştuğunun sanıldığı kaydedildi.

SOSYAL DAYANIŞMA BİLİNCİ
Kafataslarından birinin sahibinin yaşamı boyunca tüm dişlerini kaybettiği, buna rağmen hayatta kalmayı başardığı, bu durumun da karşılıklı bakıma dayalı bir tür sosyal organizasyonun varlığı fikrini verdiği bildirildi.

Homo erektusların Afrika'dan bölgeye yaklaşık 1 milyon yıl önce göç eden ilk insanlar olduğu düşünülüyordu.

Profesör David Lordkipanidze, Gürcistan'da kalıntıları bulunan bu ilk insanların, Avrasya'da daha sonra yaşayan homo erektusların ataları olabileceğini ifade ederek, "Sorun şu: Homo erektuslar Afrika'da mı, yoksa Avrasya'da mı ortaya çıktı. Eğer Avrasya'da ortaya çıktılarsa, tersine bir göç mü söz konusu? Bu fikir birkaç yıl önce çok aptalca görünebilirdi, ancak bugün o kadar aptalca görünmüyor" diye konuştu.

Bilimsel bulgulara göre ilk insan ırkı sayılan Homo habilis 2.5 milyon yıl önce Afrika’da evrildi. Yüzbinlerce yıllık evrim sürecinde bunlar daha uzun ve atletik olan Homo erectus’a evrilerek hareket özelliklerini arttırdı ve Afrika dışına dalgalar halinde göç etmeye başladı.

Göç eden Homo erectus kafileleri Avrupa ve Asya’da farklı bölgelere yerleşti. Ancak Afrika dışındaki bu gruplar zamanla yok oldu, anavatanda kalanlar ise evrimini sürdürerek modern insana dönüştü ve 120 bin yıl kadar önce Avrasya’ya ikinci bir göç dalgası başladı.
İnternet HABER
Devamını oku...