Menu
A+ A A-

Deprecated: Non-static method JApplicationSite::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/u7326634/okubakim.com/templates/gk_news/lib/framework/helper.layout.php on line 181

Deprecated: Non-static method JApplicationCms::getMenu() should not be called statically, assuming $this from incompatible context in /home/u7326634/okubakim.com/libraries/cms/application/site.php on line 272

Vehbi Koç için 'solcudur' raporu

5163.jpgGeçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran işadamı Vehbi Koç, birçok özelliğinin yanısıra belge titizliğiyle de meşhurdu.

VEHBİ KOÇ'UN GÜNLÜĞÜNDEN...

Hemen her gün günlük tutar,düşüncelerini kâğıda döker, bir görüşmeye gitmeden ve gittikten sonra tüm konuşacaklarını ve konuştuklarını sekreterine not ettirir, mektuplaşmalarını, yazışmalarını, yıllık ajandalarını, makbuzlarını saklardı.
Belki on binlerce sayfa tutan bu belgeler yıllar yılı Koç Holding'de çifte kilit altında saklandı.
"Koç'un yazılmamış anıları"na dokunulmadı.
3 yıl önce "sırlar odası"ndaki bu eşsiz arşivde araştırma yapmak için izin aldığımda doğrusu böylesi bir hazineyle karşılaşacağımı bilmiyordum.
Açtığım her dosyadan yakın tarihe ışık tutan bir başka önemli belge çıkıyor, her görüşme insanların, olayların bilmediğimiz bir yönünü ele veriyor, her not, bize Vehbi Koç'u ve dönemini biraz daha yakından tanıma şansı sunuyordu.
Gürçim Yılmaz'la bir yılı aşkın bir süre yaptığımız çalışma sonucu, başta tek cilt olarak planladığımız anılar, malzemenin zenginliği sayesinde 3 cilde yayıldı.
1901-1961 dönemini kapsayan ilk cilt, önceki yıl yayımlandı. ("Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç", Doğan Kitap, 2006).
Bu günlerde Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkacak ikinci cilt ise Vehbi Koç'un 1961-1976 dönemine ilişkin yazışmalarını, anılarını, notlarını kapsıyor.
Çalkantılı 1960'lı ve 70'li yıllar boyunca Koç, yine dönemin bütün etkili aktörleriyle, siyasetçilerle, askerlerle, devlet ricaliyle, iş çevreleriyle, diplomatlarla yakın temasta...
Bu yakın temas ona, hem Ankara'nın nabzını yakından tutup sağlıklı kararlar alma şansını veriyor, hem de karar vericileri etkileme gücünü...
Biz de onun aktardığı ayrıntılı, titiz notlardan, olayların iç yüzünü, liderlerin karakterini ve ülkenin bilinmeyen siyasi tarihini öğreniyoruz.
Çıkacak kitapta ve ölümünün 12. yıldönümü olan bugün İstanbul'da açılacak sergide yer alan notlardan bir kısmını bu yazı dizisinde bulacaksınız.
1976 sonrası, 12 Eylül dönemi ve son yıllarına ait notlar ise, hazırlanmakta olan 3. ciltte...

İşte size Aziz Nesin'lik bir Türkiye hikâyesi: 1950'lerin sonu... İktidarı, komünizm korkusunun bastığı yıllar...
Milli Emniyet, her solcunun peşine bir polis takarak muhalefeti denetim altında tutmaya çalışıyor.
İzlenenler ve konuşmaları dinlenenler arasında sosyalist hareketin öncülerinden Mülkiyeli Sadun Aren de var. Aren'i izleyen polis, onu evine davet eden birini rapor ediyor:
Vehbi Koç...
Dönemin en ünlü kapitalistinin, dönemin en hararetli sosyalisti ile ne işi olabilir?
Üstelik Koç, Nadir Nadi ile de buluşuyor.
İstihbarat arşivleri, buluşmaları kayda geçiyor.
Yıllar sonra, 1965 seçiminde Demirel'in AP'si iktidara geliyor; Sadun Aren'in TİP de Meclis'e giriyor.
Aren'in dosyası İçişleri Bakanı Faruk Sükan'ın önüne konuyor. Sükan, dosyada Koç'la ilgili raporu görüyor.

Solcu gazetelere ilan

Koç, bu rapordan, yakın dostu, Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil aracılığıyla haberdar oluyor.
"Dahiliye Vekili'nde senin sosyalistlerle münasebetlerin hakkında bir rapor var" diyor Çağlayangil...
Koç, ertesi sabah soluğu İçişleri Bakanlığı'nda alıyor.
14 Mayıs 1966 Cumartesi saat 9.00...
Hemen raporu soruyor Koç... Sükan birkaç kez yutkunduktan sonra şöyle diyor:
"Sizi çok severim, hürmetim var. Memlekete faydalı adamsın. Bizden evvelki devreye ait Milli Emniyet raporlarını okudum. Sadun Aren'i evine yemeğe götürmüşsün. Solcu gazetelere fazla ilan veriyorsun. Devlet daireleri solcularla dolu... Memleketi felakete götürüyorlar."

Demirel'e hesap

Vehbi Koç hem orada Sükan'a, hem de Hariciye Köşkü'nde görüştüğü Başbakan Demirel'e işin aslını anlatıyor.
Notlarından okuyalım:
"(Başvekil'e) Sadun Aren Bey'le 1958'de tanıştığımı, seçim beyannamelerine koydukları 'İthalatı, ihracatı, sanayii, bankacılığı devletleştireceğiz. Hususi sektör ile bu memleket kalkınamaz, sizleri tamamen ekarte edeceğiz' lafını 1958'de işittiğimi, bununla birkaç defa görüştüğümü, yemek yediğimi fikirlerini tamamen bildiğimi (söyledim)."

Çare miting değil

Ya Nadir Nadi?
"Evet, Nadir Bey'in evine hanımımla birlikte akşam yemeğine gittim" diyor Koç:
"Nadir Bey'e İzmir'de tapulu arsalara yapılan gecekonduları nasıl müdafaa ettiğine hayret ettiğimi söyledim. Sosyalistler iktidara gelirse memleketin ne hale geleceğini iyi biliyorum. Fakat bunun çaresi miting değildir, çalışarak iş imkanlarını çoğaltmaktır."
Sol gazetelere verilen ilanlar meselesi?
"Evet, hususi sektörü tutan gazetelere daha fazla ilan vermek lazımdır. Dünya gazetesine 1965'te 1964'e nazaran bir misli daha fazla ilan verdim, Bedii (Faik) Bey buna rağmen memnun olmadı. Gazetelere ilanlar bir maksatla verilir, ilanları kesmek mümkün olmadığı gibi doğru da değildir."

'Bir tarafı tut'

Demirel, Koç'u dinledikten sonra şu yorumu yapıyor:
"Ben şahsen sizin hakkınızda söylenenlerin hiçbirisine inanmıyorum. İleri gidenler hakkında çok şeyler söylenir, ama devrimiz çok mühim bir devirdir. İki tarafı değil, bir tarafı tutmak lazımdır."
Koç, İçişleri Bakanı'na ise hangi işadamının, hangi gazeteye, ne kadar ilan verdiğine dair bir cetvel sunuyor.
Sükan hayretler içinde, "Böyle bir malumat bizde yoktur, nasıl yaptırdın? Seni tebrik ederim. Bundan bana da bir nüsha vermez misin?" diyor.
"Bundan sonra senin en büyük müdafaacın ben olacağım" diye ekliyor.
Vehbi Koç, İstanbul'a dönüşünde 17 Mayıs 1966 tarihli güncesine bu ayrıntıları yazdırdıktan sonra şu notu düşüyor:
"Bu memlekette nasıl kanaat getiriliyor, nasıl rapor alınıyor ve bir adam hakkında nasıl karar veriliyor? Anlaşılan bunlar birtakım adamları dinliyorlar, onların sözleri ile bir adam hakkında iyi veya kötü diyebiliyorlar."

'Koç ne vereceğini bilir'

Sonrası daha da ilginç... Aynı notta yer alan bilgiye göre,13 Mayıs günü 3 AP'li Koç'u ziyarete geliyor.
"Başbakan'ın yanından geliyoruz. Biliyorsunuz biz hususi sektör partisiyiz. Senato seçimleri yaklaşıyor. Sizin gibi işadamlarının bizi maddeten ve manen desteklemeniz lazım" diyorlar.
"Başbakan ne vermemi istedi?" diye soruyor Koç... Cevap kısa:
"Rakam söylemedi. 'Koç ne vereceğini bilir' dedi."
"10 bin lira verebilirim" diyor Koç...
Sonrasını şöyle yazdırıyor:
"'Azdır' dedilerse de memnun olmuş halleri vardı. Parayı bugün Bay Bernar ile gönderdim. 'Solcu' derler,(..) arkasından para isterler. İşlerin manzarası bu..."

Aziz Nesin'lik bir Türkiye hikâyesi: 1950'lerin sonu... İktidarı, komünizm korkusunun bastığı yıllar... Milli Emniyet, her solcunun peşine bir polis takıyor...


Koç'tan tarihi sır

Koç'un 1961 seçimi sonrası tuttuğu notları şöyle başlıyor:
"Bu not, ileride yazacağım kitap için hazırlanmıştır."
Ne yazık ki, Vehbi Bey aklındaki kitabı yazamadı. Ancak geride, o kitaba kaynaklık edecek ayrıntılı notlarını bıraktı.
23 Ekim 1961 tarihli notta, seçim sonrası nabız tutmaya geldiği Ankara'da gözlediği şaşkınlık havasını yazmış. Menderes yeni asılmıştı. Seçimi, devrilen DP'nin devamı sayılan sağ partiler kazanması kışlalarda kaynamaya yol açmıştı. Seçimi tanımamaya, yeni bir darbe yapmaya, iktidarı bırakmamaya niyetli komutanlar vardı. Ülke, sallantıdaydı.
"Kiminle temas ettiysem iç açıcı bir havadis alamadım, herkes şaşkın" notunu düştü Vehbi Koç...
Görüştüğü Milli Birlikçilere şunu söylemişti:
"Çok mühim günler yaşıyoruz. Orduda ve siyasilerde tesanüt (dayanışma) yok. Bu yüzden memleketin felakete gitmesinden endişeliyim. Bu maksatla bu ziyareti yaptım. 4'lü bir koalisyon kabinesi için çalışın. Bunu yapmaz da seçimler iptal edilirse dünya efkar-ı umumiyesindeki durumumuz zorlaşır."

İnönü'nün istifası önlendi

Koç, Dışişleri Bakanı Selim Sarper'le de görüştü. Ona idamları sorunca Sarper şu tarihi bilgileri verdi:
"İsmet Paşa mahkemelerin idam kararı vermemesi hususunda yazılı olarak 20 gün evvel fevkalade mühim bir mektup gönderdi. (..) İdam kararı verilir verilmez istifa etti. Askerler bu istifanın doğru olmayacağını, vazifede kalmaları lazım geldiğini iddia ve ısrar ettiler. İsmet Paşa, 'İdamlardan birkaç saat evvel madem ki Menderes hap almış, "Akli muvazenesi bozuktur" diye akıl hastanesine gönderilsin, bu bir sebep bulunarak idam yapılmasın' diye, benim odamda Erkân-ı Harbiye reisi Cevdet Sunay Paşa'ya çok ısrar etti, fakat dinlettirmek kabil olmadı."



CAN DÜNDAR/MİLLİYET
Devamını oku...